Antalya da Çalışan Noterler
Nisan 20, 2020
Antalya da Ucuz ve Hızlı Tercüme
Nisan 24, 2020
Tümünü Göster

Antalya Genel Bilgiler

Antalya Genel Bilgiler

Antalyanın Yüzölçümü:  20.723km2

Antalyanın Nüfusu: 2.328.555

Antalya Genel Bilgiler altta yazacağımız yazımızda Antalya hakkında genel bir bilgi sahibi olacaksınız. Gezilmesi gereken yerler, Tarihi , Kültürü, Ulaşımı, Yemekleri.

Cografi konumu:  Antalya ili ; Türkiye’nin güneyinde, merkezi Akdeniz kıyısında olan bir turizm cennetidir. Kuzeyinde; Burdur, Isparta, Konya, Dogusunda; Karaman, Mersin, Batısında; Muğla illeri vardır. Güneyi, Akdeniz ile çevrelenmiştir. Türk Rivierası Antalya Kıyılarının uzunluğu 630 km’yi bulmaktadır.

Tarihçe: ‘’Attalos Yurdu’’ anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama Krallığının sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir sure bağımsız kalan kent , daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasında üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un  Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Bizans eğemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan ismi görülen Attaleia, Türklerin eline geçtikten sonra büyük bir gelişme göstermiştir. Modern şehir, antik Yerleşmenin üzerine kurulduğundan, Antalya’da antik çağ kalıntılarına çok az rastlanmaktadır. Görülebilen kalıntıların ilki, eski liman olarak nitelenen liman mendireğinin bir kısmı ve limanı çevreleyen surdur. Surların park dışındaki kısmında restorasyonu yapılan Hadrian Kapısı Antalya’nın En güzel antik eserlerinden biridir.

Antalya şehri ve çevresine antik çağda, ‘’çok verimli’’ anlamına gelen Pamphylia, Batı kesimine ise Lykia denirdi. Millattan önce VIII. Yüzyıldan itibaren buraya Ege denizinin Batı kıyılarından göçenler; Aspendos ve Side gibi şehirleri kurmuşlardır. II. Yüzyıl ortalarında hüküm süren Bergama Kralı II. Attalos, Side’yi kuşatmıştı. Antalya’nın yaklaşık 75 km. dogusundaki Side’yi alamayan kral, şimdiki il merkezinin olduğu yere gelerek bir şehir kurdu. Buraya onun adı verilerek Attaleia dendi. Zaman içinde Atalia, Adalya diyenler oldu. Antalya, onun adındnan gelmektedir. Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, Günümüzden 40bin yıl önce insanların yaşadıgı ispat edilmiştir. Millattan önce 2000 yılından bu yana bölge, sırasıyla: Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve pers , Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığının idaresine girmiştir. Daha sonra ise Roma devleti hüküm sürmüştür. Antalya’nın  antik çağdaki adı Pamphylia idi ve burada kurulan şehirler bilhassa II. Ve III. Yüzyılda altın çağını yaşadı. V. yüzyıla doğruda eski ihtişamını kaybetti.

Yöre Doğu Roma yani bizim bildiğimiz dil ile Bizanslıların hakimiyetindeyken 1207 yılında Selçuklular tarafından Türk topraklarına katıldı. Anadolu beylikleri devrinde ise Teke aşiretinin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girdi. Teke Türkmenleri, Türklerin eski yurdu buğünki Türkmenistan’da da nüfus olarak en büyük boylardan biridir. XI. Yüzyılda bir kısmı buraya gelmiştir. Buğün Antalya’nın kuzeyi ile Isparta ve Burdur’un  bir kısmı olan göller bölgesinin, diğer adıda Teke yöresidir. Osmanlılar zamanında Anadolu eyaletine bağlı Teke sancağının merkezi, şimdiki Antalya İl merkeziydi. O yıllarda buraya Teke sancağı denilirdi. İlin şimdiki adı ise aslında antik çağdaki adının biraz değişmiş şeklidir ve Cumhuriyet döneminde verilmiştir.

XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya’ya gelen ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi, kale içinde dört mahalle ve üçbin ev , kale dışında yirmidört mahallesi olduğunu belirtir. Şehrin çarşısı ise kale dışındaymış. Evliya Çelebi’ye göre liman, 200 parçalık gemi alacak büyüklüktedir. İdarı bakımdan Konya’ya bağlı Teke sancağının merkezi olan Antalya, Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında bağımsız sancak haline getirildi.

Kaleiçi: Büyük bir bölümü yıkılmış vey ok olmuş atnalı şeklinde içten ve dıştan surlar ile çevrilidir. Surlar, Helenistik, Roma , Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirleri ortak eseridir. Surların 80 burcu vardır. Surların içinde kiremit çatılı 3000 kadar ev bulunmaktadır. Evlerin karakteristik yapıları Antalya’nın sadece mimari tarihi hakkında fikir vermekle kalmaz, aynı zamanda bölgedeki yaşam tarzını, gelenek ve görenekleri en iyi şekilde yansıtır. 1972 yılında Antalya iç limanı ve kaleiçi semti özgün dokusu nedeniyle ‘Gayrimenkul eski eserler ve Anıtlar yüksek Kurulu’ tarafından SİT bölgesi olarak koruma altına alınmıştır. Turizm Bakanlıgı’na ‘Antalya Kaleiçi Kompleksi’ restorasyon çalışmasından dolayı, 28 Nisan 1984 yılında  FİJET (uluslararası turizm yazarları birliği) tarafından Altın Elma Turizm Oskarı Ödülü verilmiştir.

Eski Antalya Evleri: Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalya’da eski evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir. Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını kolaylaştıran özelliklerdir. Depo hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.

Yivli Minare: Antalya’nın ilk Türk yapısı olma özelliğine sahiptir. Konumu merkezdedir Limana yakındır. Üzerinde’ki yazıta göre Anadolu selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat’ın yönetim zamanında  1219 ila 1236 yılları arasında inşa edilmiştir. Tuğla ile örülen gövdesi, sekiz yarım silindirden oluşur.

Ulu Cami: Kesik minare adı ile bilinir. Aslında bir Bazilika olarak V. yüzyılda inşa edilmiştir. İlk eserden çok az bölüm ayakta kalmış, Bizans döneminde değişikliklere uğramıştır. Eser Osmanlılar zamanında tamir görmüş bir kısmı Mevlevihane olarak kullanılmış, sonra cami olarak hizmete açılmıştır.

Karatay Medresesi: İl merkezindeki önemli Türk İslam yapılarından olup XIII. Yüzyıl ortasında inşa edilmiştir.

Evdir Han: 20. Yüzyıl başlarına kadar ulaşım at ve develerle sağlanır, ticaret mallarıda bu hayvanlarla nakledilirdi. Kervanlar yollarda, Han ve Kervansaray’da konaklardı. İşte Evdir Han bunlardan biridir. Antalya’dan kuzeye giden yol üzerindedir. Yani buğünki Antalya – Korkuteli  karayolunun birinci kilometresinin doğusunda ve merkeze 18 kilometre uzaklıktadır. En fazla dikkat çeken kısmı sivri kemerli portalıdır. XIII. Yüzyılın başlarında yapılan bir selçuklu eseridir.

Kırkgöz Han: Antalya  – Afyon eski yolunda ikinci durak yeri Kırkgöz Handır. Antalyaya 30 kilometre uzaklıkta Pınarbaşı mevkisindedir.

Düden şelaleleri: Antalya İline gelen hemen her turistin gezdiği bir yerdir. Şehrin kuzeydoğusundadır. Bu şehri simgeleyen tabiat güzelliklerinden biridir. Şelale 20 metre yükseklikten dökülür. Ana kaynağı  Kırkgöz mevkisidir. Aşağı düden Şelalesi ise Lara Plajı yolundadır. Kent merkezinin güneydoğusunda, 40 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülür. Antalyanın simgelerindendir.

Kurşunlu Şelalesi: Merkezin doğusunda Alanya yolunun 24.kilometresinde sapaktan Isparta yoluna girilince 7 km. sonra ulaşılabilir. Burasıda aynı Düden gibi İle gelen hemen her turistin ve yerli ziyaretçinin  ziyaret ettiği yerlerden biridir. Konumu ve manzarası ile büyüleyici bir güzelliktedir. Yeşil derin bir vadi içerisindedir mutlaka görülmesi gerekir tavsiye ediyoruz.

Lara Plajı: Merkezin 10 km. doğusunda  Lara ilçesinde yer alan doğa harikası olan bir yerdir.

Konyaaltı Plajı: Şehrin batısında bulunan Konyaaltı plajı, Türkiye’nin en uzun plajları arasında yer alır. 7 kilometre uzunluğunda olan plajın etrafında çok sayıda otel ve konaklama alternatifleri vardır. Plajın sınırları doğuda Antalya falezleri ve batıda Antalya limanı oluşturur. Plajı mavi bayrak sahibidir.

Konyaaltı Plajı Ulaşım: Otobüs ile gelecek olursanız. Antalya merkezden binebileceğiniz 800, VF 02, VF 04, KC 06, LC 07, KL 08, UC 32, KC 33, KC 34, KC 35, TK 36, MF 40, TCP 45, CV 47, TK 51, TK 52, VC 57, MC 58, VC 59, MC 68, KC 71 hat numaralı otobüsler ile kolay ulaşım sağlayabilirsiniz. Şahsi otomobiliniz ile gelecekseniz tabelaları takib etmeniz yeterli olacaktır.

Perge: Antalya ilinin 18 km. Doğusunda , Aksu bucağı yakınındadır. Kilikya – Pisidia ticaret yolu üzerinde yer aldıgından önemli bir Pamphylia şehridir. Diğer pamphylia şehirleri ile aynı zamanda kurulmuştur.  Perge hristiyanlar için önemli bir kenttir. Aziz Paulos ve Barnabas, Perge’ye gelmiştir. Magna Plancia gibi zengin kişiler buraya önemli anıtlar kazandırmışlardır. İlk kazılar 1946 yılında  İstanbul Üniversitesi  tarafından başlatıldığında Perge’de : Tiyatro, Stadyum, Sütunlu cadde’ler  bulunmuş ve Agora’dan oluşan şehir kalıntıları bulunmuştur.

Karain Magarası: Antalya’nın Kuzeybatısının 27. Kilometresinde, Yağcılar sınırları içierisinde bulunur. Zamanında yapılan kazılar ile bulunan kalıntılar, Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağlarına ait olduğu görülmüştür. Bu magarada görülmesi gereken yerler arasındadır.

Ariassos: Antalya Burdur yolunun 48. Kilometresinden  sola dönen bir sapaktan bir kilometre içeri doğru gidince görülür. Bir dağın yamacında kurulmuştur. Hamamları , Kaya mezarları ve tarihi açısından görülmesi gerekir. İçeri doğru ilerlerken vadi başlangıcında en görkemli kalıntısı giriş kapısı karşımıza çıkar. Bu kapı Roma devri döneminden kalmıştır. 3 kemerlidir ve bundan dolayı üç girişli oldugu için yörede Üç kapı diye anılır. Kentin şaşırtıcı bir özelliği, Dörtte üçünün olaganüstü gösterişli anıtsal mezarlar olan necropolis kalıntısı olmasıdır.

İlk Yerleşim : Türkler buraya ilk geldikleri süre içerisinde yerleşik düzene hemen uyum sağlamışlardır, köy, kasaba, şehir kurmuşlardır. Nüfusun büyük bir çogunluğu göçmen hayat tarzını benimsemiş ve konargöçer hayat tarzını sürdürmüştür. Yarı yerleşik olan bu hayat tarzına göre, birbirine akraba  20 aile bazende yüzlerce aile kıl çadırda yaşar, yazın dağlara çıkar, kışın ise kışlak denen sıcak ovalara inerlerdi. Deve ,  koyun gibi hayvanlar yetiştirir bunlarda elde ettikleri et ürünleri , süt ürünlerini yerleşik yaşayan halkın ürünü ile takas yaparak veya satarak geçinirlerdi. Et, süt, yağ, üretip, kıl çadır ve doğal kökboyalı kilim dokurlardı. Kışlaklarda dar alanlara tahıl, sebze ekenler bile olurdu. Hatta Osmanlı ordusuna at yetiştiren büyük konargöçer grupları (aşiret, oymak) vardı. Buğün Avrupanın en önemli müzelerini süsleyen Türk kilimleri, bu insanların el emeği göz nurudur. Günümüzde halk müziği kültürünün çok büyük bir kısmı konargöçerlerden mirastır. Karacaoğlan, Dadaloğlu gibi Türk halk şiiri ve müziğinin en büyük ozanları, bu kültürün temsilcileridir. Eskiden bu yana kırsal kesimdeki köylerde yerleşik hayatı sürdüren kişiler kendilerini yerli köylü diye nitelendirir, Yörüklerin topluca yerleştiği bir köye giderseniz burası yörük köyü diye bir tabir duyarsınız. Türkiyenin hemen her tarafında bu benzetme ve tabirleri sıksık duyabilirsiniz. İnsanlar eskilere uzanan bu hayat farkını her ne kadar bu şekil vurgulasada hepimizin kökü aynıdır hepimiz Türk’üz.

Türkiye çağdaş modern hayata en iyi uyum sağlayan, teknolojiyi en iyi şekilde kullanan ülkelerden biridir. Nostaljik ve kültürel değeri olan, binlerce yıldır devam eden hayatı sürdüren, birkaç küçük konargöçer grubu kalmıştır. Günümüzde onların sayıları birkaç yüz kişiyi geçmez. O hayat tarzından sadece develer kalmıştır. Yolunuz düşerse yaz aylarında Belek, Manavgat, Alanya bölgelerinde süslenmiş çıngırdaklı develeri görebilirsiniz. Bunlar genelde turist taşıma, gezdirme amacı ile kullanılır. O develerin çogu o günlerden  buğünlere kalan hatıradır. Kemer ve Kumluca yolunda yine yerli ve yabancı turistlere hizmet veren yörük çadırları görebilirsiniz. Yarı müze görüntüsünde olan bu çadırlarda Yörüklere has olan ayran ve gözleme yiyebilirsiniz. Antalya’nın yerli halkı buğün bile imkan bulduklarında yazın Gömbe, Sütleyen, Alanya gibi yaylalara çıkar. Bu gelenek , atalarından kalan bir hatıradır. Alanya gibi bazı ilçelerde kışın Toros dağlarında kuyularda saklanan karların, Ağustos ayında dağdan indirilerek ilçe merkezine getirildiğini, şerbet haline getirilerek seyyar satıcılar tarafından satıldığını görebilirsiniz. Buda eski yörük geleneklerinden biridir.

Yerel yemekler: Yöre insanlarının beslenme tarzı temel olarak iki kaynağa dayanır, Hayvancılık ve Tarım burden elde edilen besin yöre insanının geçimini ve beslenme tarzını belirler.  Kıyı şeridinde azda olsa yaş sebze üretilir. İç bölgelerine gidildikçe buğday ve kuru sebzeler ağırlık kazanır. Antalya’da dünya mutfaklarının tamamına yakını turistik otel ve lokantalarda karşımıza çıkar. Yöreye has yemekler ise şunlardır: Sac kavurması, Tandır Kebabı, Kölle günümüz adı Piyaz, Domates civesi, Hibeş, Arapaşı.

İklimi: Akdeniz iklimi hakimdir. Kışlar ılıman ve yağışlı, yazlar sıcak ve kurak gerçmektedir.

Ulaşım: Karayolu, Havayolu ve Denizyolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Antalya havalimanı uluslararası hava trafiğine açıktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir